1.1. Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarının Sn. Erdoğan’a destekleri Refah Partisi döneminde 27 Mart 1994 belediye seçimlerinden itibaren başlamış, 24 Aralık 1995 ve 18 Nisan 1999 genel seçimlerinde Saadet Partisi desteği ile devam etmişti.

Sayın Adnan Oktar’ın 80’li yıllarda başlayan ve kesintisiz olarak günümüze kadar devam eden anti Darwinist, anti materyalist ilmi çalışmaları yurt çapında milli ve manevi bilince sahip bir neslin yetişmesine vesile olmuştur.

Bu fikri faaliyetlerle kendini yetiştiren ve bilinçlenen halkımız da “maneviyatı, milli ve manevi değerleri koruyan” sağ görüş etrafında toplanmaya, modern ve milli sağ liderleri güçlü bir şekilde desteklemeye başlamıştır.

Refah Partisi’yle başlayan ve günümüzde Ak Parti’yle devam eden, Sayın Tayyip Erdoğan’ı da daima güçlü bir şekilde iktidarda tutan geniş halk desteğinin sırrı da burada saklıdır.

1.1.1. SAYIN ADNAN OKTAR’IN REFAH PARTİSİ’NİN YÜKSEK OY ORANLARIYLA İKTİDARA YÜKSELMESİNDEKİ ÖNEMLİ ROLÜ

Sayın Adnan Oktar’ın, 90’lı yıllarda Sayın Erbakan’ı desteklemesinin sebebi, “Güçlü Türkiye” ve “İslam Birliği” ülküleri içerisinde olması, her zaman devletinin yüksek menfaati için çalışan tam yerli ve milli bir siyasetçi olmasıdır.

Sayın Erbakan yetiştirdiği tüm talebelerini de aynı ülküler doğrultusunda eğitip Türkiye’ye kazandırmıştır.

Sayın Recep Tayyip Erdoğan da bu değerli talebelerin başında gelmektedir ki günümüzde Sayın Erbakan’dan devraldığı bayrağı en mükemmel şekilde taşımaya, milletimizin gururu ve onuru olmaya devam etmektedir.

SAYIN ADNAN OKTAR’IN VESİLESİYLE MODERN AYDIN SAĞIN İNŞASI

Sayın Adnan Oktar, 1990’ların Türkiye’sinde çok isabetli öngörülerde bulunmuş ve ülkemiz için en ideal sistemin “MODERN, AYDIN, KALİTELİ, ATATÜRKÇÜ, LAİK VE AYNI ZAMANDA KOYU DİNDAR BİR SAĞ” çizgiyle oluşturulması gerektiğini, Türkiye’de sadece bu temeldeki bir siyasi hareketin çok başarılı olup ülkemizi ileriye götürebileceğini ısrarla vurgulamıştır.

Sayın Adnan Oktar bu görüşleri doğrultusunda Sayın Erbakan’a, Refah Partisi’nin başarılı olabilmesi için hem Parti’nin genel vitrini ve görüntüsüyle modern sağ çizgiye çekilmesini hem de parti tüzüğünün laiklik ve modernlik taraftarı olması gerektiği yönündeki önemli tavsiyelerini sunmuştur.

Sayın Adnan Oktar’ın günümüzde de yüzde yüz isabetle gerçekleştiği görülen bu doğru tespitlerine göre; Türk halkı kahir ekseriyetle milliyetçiliğe çok önem veren, dindarlığı güçlü bir şekilde savunan ve her zaman modernlikten yana olan sağ siyaseti desteklemeyi uygun bulmaktadır.

Milletimiz dindardır ama aynı zamanda ilerici, aydın ve laiktir.

Diğer taraftan da Atatürk’ü güçlü bir şekilde sahiplenmekte, modernliğe, sanata ve kaliteye de çok önem vermektedir.

Sayın Adnan Oktar’a göre milletimizin ısrarla modern sağ parti tercihinin bir başka sebebi de 80’li yıllara kadar ülkemizde çok büyük kutuplaşmalar, çatışmalar ve acılar yaşatan solun, komünizm etkisinde kalan çatışmacı ruhundan herkesin uzak durmak istemesidir.

Solun fikri gücü ve baskısı, dindar ve milliyetçi kesimleri her zaman çok huzursuz etmiş, milli ve manevi değerlerin aşağılanır hale gelmesi milletimizi derinden rahatsız etmiştir. Bu yüzden modern sağ, milletimizce kurtuluş reçetesi olarak görülmeye başlanmıştır.

Klasik sağın da başarılı olmadığı, uzun yıllar iktidarda kalamadığı daha önceki birçok örnekle sabittir.

Milletimiz hem maneviyatını koruyan hem milli değerlerine tam sahip çıkan hem de modern, aydın ve koyu dindar bir iktidar özlemi çekmektedir.

Bu durumda Refah Partisi’nin modern sağ bir çizgiye gelmesiyle milletimiz de kendilerini iktidara taşımak isteyecektir.

REFAH PARTİSİ’NİN MODERNLİKTEN UZAK GÖRÜNÜMÜYLE İKTİDARA TAŞINMASI MÜMKÜN DEĞİLDİ

Refah Partisi’nin Sayın Adnan Oktar’ın teklif ve tavsiyelerinden önceki görüntüsü gelenekçi ve ortodoks anlayış içerisinde şekillenmiştir. Bu yapının seçimlerde dar bir çevrenin oyunu alabilecek düzeyde olduğu ve geniş kesimleri kucaklamasının da mümkün olmayacağı açıktır.

Halkımızın 1994 seçimlerinden önceki Refah Partisi algısı, “Atatürk karşıtı, katı dindar söylem ve uygulamaları destekleyen, toplumun bütün kesimlerini kucaklayamayan, modernlikten uzak” şeklinde olduğundan Sayın Erbakan ve Sayın Erdoğan’ın seçimlerde başarılı olamayacağı Sayın Adnan Oktar tarafından hemen görülmüştür.

Kuşkusuz ki bu şekilde görünümü olan bir partinin, Türkiye’de daima çok sınırlı ve belirli bir seçmen kitlesinin dışında oy alamaması ve hatta toplumun büyük kesimlerinin de Refah Partili siyasetçilere karşı çıkacağı anlamına gelmektedir.

Sayın Adnan Oktar sayesinde Sayın Erbakan, Sayın Erdoğan ve dolayısıyla Refah Partisi ilk defa modern çizgiyi benimsemiştir.

Sayın Adnan Oktar’ın hamleleriyle ve önerileriyle Refah Partisi çok modern bir vitrin görünümüne kavuşmuş ve sonucunda İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerde oy patlaması yaşamış, Sayın Tayyip Erdoğan 1994 seçimlerinden sonra İstanbul Belediye Başkanı, 1995 seçimlerinden sonra Sayın Erbakan da yine parti oylarını tarihi bir şekilde artırmış ve Başbakan olmuştur.

Prof. Dr. Necmettin Erbakan bir röportajında Sayın Adnan Oktara’ın Refah Partisi’ne olan desteğini şu sözleriyle dile getirmiştir:

Adnan Hoca, bütün partilerin içerisinde ülkemizin kurtuluşunun Refah Partisi’nde olduğunu bilen bir kimsedir.” (https://www.youtube.com/watch?v=KqHJZ9lxIgg)

1.1.1.1. REFAH PARTİSİ’NE SEÇİMLER KAZANDIRAN MODERN VE YENİLİKÇİ GÖRÜNÜM

Refah Partisi’nin 1994 yerel yönetimler seçimlerinde oy oranını hem Türkiye genelinde yükseltmesi ve hem de Sayın Tayyip Erdoğan’ın bu seçimlerle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı elde etmesinde de Sayın Adnan Oktar’ın görüş ve tavsiyelerinin dikkate alınmasının çok önemli etkisi olmuştur.

Sayın Erdoğan’la Refah Partisi, 1994 yerel seçimlerinde sadece İstanbul’daki oy oranını 1991 genel seçimlerine göre %8,46, 1989 yerel seçimlerine göre %14,74 oranında artırarak ve %25,19’a çıkarmıştır.

Refah Partisi’nin bu büyük başarısında, Sayın Adnan Oktar’ın önerisiyle 1993 yılında yaptığı, basına “vitrin değişikliği” olarak yansıyan “modern sağ” çizgiye geçilmesiyle olmuştur.

Refah Partisi, modern dindar sağ bir parti görünümüne bürünmesiyle birlikte halkımızın büyük bir teveccühünü kazanmış ve ilk seçim zaferini de Sayın Tayyip Erdoğan 1994’teki İstanbul Belediye Başkanlığını kazanmasıyla ilan etmiştir.

Sayın Adnan Oktar’ın arkadaşlarından eski oyuncu ve manken Gülay Pınarbaşı Hanımefendi Refah Partisi’ne katılmış, bu görüntü de klasik Refah Partili algısının değişmesine, yenilikçi ve modern Refah Parti algısının oluşmasına vesile olmuştur.

Yine aynı şekilde Sayın Adnan Oktar’ın arkadaşlarından bir grup, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın tüm seçim kampanyasında yanında yer alarak Refah Partisi’nin bambaşka bir görünüme kavuşmasına, modern ve yenilikçi bir çizgiyle milletimizin karşısına çıkmasına vesile olmuştur.

Yine 1995 seçimlerinde de Sayın Adnan Oktar’ın arkadaşları Sayın Erbakan’ın ve Sayın Aydın Menderes’in sürekli yanlarında yer alarak destek vermişlerdir.

Sayın Erbakan’ın o dönem taktığı şık kravat ve atkılar, Sayın Adnan Oktar’ın arkadaşlarının örnek alınmasıyladır ve bu durum halkımızda güzel etkiler uyandırmış, modern bir Refah Partisi’nin görülüyor olması toplumda çok olumlu etiklere sebebiyet vermiştir.

Özellikle İstanbul’da yükselen oylar da halkımızın bu yeni görüntüye olan güveninin bir göstergesidir.

 

1.1.1.2. SAYIN ADNAN OKTAR’IN ARKADAŞLARI HEM REFAH PARTİSİ SEÇİM SÜREÇLERİNE KATILARAK HEM DE PARTİ ÜYESİ OLARAK TOPLUMDA SAYIN ERBAKAN’A VE SAYIN ERDOĞAN’A KARŞI ÇOK OLUMLU BİR TEVECCÜHÜN OLUŞMASINA VESİLE OLMUŞLARDIR

Sayın Adnan Oktar’ın arkadaşlarından 1990 Miss Globe Türkiye Güzeli Sayın Gülay Pınarbaşı ve ünlü manken ve sinema oyuncusu Sayın Serap Akıncıoğlu’nun modern görüntüleriyle Refah Partisi’ne destek verip seçim çalışmalarında bulunmaları, Refah Partisi’nin çok modern bir görüntüde olmasını sağlamıştır.

Bu da İstanbul başta olmak üzere özellikle modern kesimin yaşadığı büyük şehirlerdeki halkımız üzerinde çok büyük bir ilgi uyandırmış, nitekim her kesimden insanlarımız seçimlerde Refah Partisi’ne destek vermiştir.

Şüphesiz ki en çok ses getiren hamlelerden biri, Sayın Adnan Oktar’ın değerli arkadaşlarından Sayın Gülay Pınarbaşı’nın Refah Partisi’ne katılma sürecidir.

Gülay Hanım 1989 yılında mankenliğe başlayıp, bir yıl sonra, 1990’da “Miss Globe Türkiye Güzeli” seçilmiştir. Bundan sonraki dönemde birçok televizyon dizisinde ve filmde rol almıştır. “Ölümsüz Diriliş” ve “Kelebekler Sonsuza Uçar” gibi dini ağırlıklı filmlerde başrol oynamıştır. 1991-1993 yılları arasında Aktüel Kreasyon isimli dergide Moda Editörlüğü ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü yapmıştır.

1993 yılının Nisan ayında mankenliği bırakan Sayın Pınarbaşı, “İslami yaşam tarzını seçtim” demesiyle Türkiye’nin gündeminde çok fazlaca yer almıştır.

1993’de Vakit Gazetesi’nde köşe yazıları hazırlamaya başlayan Sayın Pınarbaşı, ardından 1994 Şubat’ında Refah Partisi’ne katılarak bir kez daha kamuoyunda dikkatleri üzerine çekmiştir.

Böyle modern ve kaliteli bir insanın Refah Partisi’ne katılması ülke çapında büyük bir ilgiyle takip edilmiştir.

Çalışmalarını halen sürdürmekte olan Sayın Pınarbaşı’nın Milli Gazete’de ve Mektup, Genç Birikim, Anadolu Gençlik gibi dergilerde düzenli olarak makaleleri yayınlanmaktadır.

Sayın Gülay Pınarbaşı’nın Refah Partisi’ne katılması basında sürekli manşet haber olmuş ve geniş yankı uyandırmıştır.

1993 yılında Refah Partisi’nin Kongresi’ne katılan Sayın Pınarbaşı, kongrede yaptığı konuşmanın ardından bir ayeti hatırlatarak şöyle söylemiştir:

Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, dağılıp ayrılmayın.” Müslümanlar birlik olmalı, beraber olmalı. Allah’ın selameti üzerinize olsun.”

(https://www.youtube.com/watch?v=KqHJZ9lxIgg)

Sayın Gülay Pınarbaşı’nın konuşma yaptığı 1993 Refah Partisi Kongresi’nden bazı görüntüleri:

Aşağıdaki fotoğrafta 1993 yılında Refah Partisi Kongresi’nde bulunan Sayın Gülay Pınarbaşı Sayın Tayyip Erdoğan’la birlikte:

https://www.youtube.com/watch?v=KqHJZ9lxIgg 

Yine Sayın Adnan Oktar’ın teşviki, önerileri ve hatta bizzat hediyelerini de kabulüyle Sayın Erbakan son derce şık ve sanatsal açıdan çok gösterişli kravat ve atkı kullanmaya başlamıştır. Aşağıdaki fotoğraflarda Rahmetli Erbakan Versace kıravatları ve şıklığıyla dikkat çekmektedir:

Sayın Erbakan Sayın Adnan Oktar’ın teşvikleriyle modern görünümü benimsedikten sonra Atatürk’ü çok güçlü bir şekilde savunmuş, Anıtkabir ziyaretinde bulunmuştur.

Sayın Adnan Oktar, Sayın Erbakan ve Refah Partisi’nin Atatürkçü ve modern İslami çizgiye gelişine vesile oluşunu şu şekilde izah etmiştir:

Adnan Oktar, 25 Ocak 2018, A9 TV:

Mesela Erbakan Hoca da zamanında rahmetli ben onu çok severdim sık sık da görüşürdüm. Anıtkabir’e hiç gitmezdi o, sonra bizi gördükten sonra, bizim modern İslam anlayışımızı gördükten sonra hem Anıtkabir’e gitti hem Atatürk’ü savundu.

Saadet Partisi’nde modern İslam anlayışı zemin buldu.

Sonra Tayyip Hoca işte o zemin içerisinde onlardan ayrıldı. Ve modern İslam anlayışıyla yeni bir parti kurdu.

Onun çekirdeğine vesile olan biziz o zamanlar. Gülay Pınarbaşı’lar falan gelmişti. Ve o zaman başbakan olmuştu Erbakan Hocam. Ama biz vesile olmuştuk o zaman modern İslam anlayışına. Çünkü bir felsefe getirmiştik.

Ama 28 Şubat döneminde dedi ki bir orgeneral: “bize bir vitrin gösterdiler” dediler “modern bir vitrin” Saadet Partisi bizi kastediyor “ama sonra o vitrinden vazgeçtiler” dediler “biz bunu samimiyetsiz bulduk” dediler. Hakikaten vazgeçmişlerdi.”

 

Sayın Erbakan’ın Anıtkabir ziyaretinden bir fotoğraf:

Kısacası Sayın Adnan Oktar ve arkadaşları Refah Partisi’ne modern bir vizyon ve modern bir bakış açısı kazandırmıştır.

Böylece Refah Partisi aleyhindeki bütün olumsuz ön yargıları değiştirmiştir. Dindarlara çok karşı olan o dönemdeki basının olumsuz etkisini de ortadan kaldırmıştır.

1.1.1.3. SAYIN ADNAN OKTAR’IN ARKADAŞLARI 1994 YEREL YÖNETİM SEÇİMLERİNDE SAYIN ERDOĞAN’IN HER ZAMAN YANINDA OLUP KENDİSİNİ DESTEKLEMİŞLERDİR

Sayın Adnan Oktar’ın arkadaşları Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 1994 yılındaki seçim çalışmalarında hep yanında yer almışlardır.

Sayın Adnan Oktar’ın arkadaşlarının modern görünümü kamuoyunda çok olumlu etki yapmıştır. En nihayetinde ise Sayın Erdoğan Belediye Başkanı olmuştur.

Aşağıdaki fotoğraflarda Sayın Adnan Oktar’ın arkadaşlarının 1994 Belediye Başkanlığı seçimleri döneminde Sayın Erdoğan’ın yanında yer aldıkları görülmektedir:

(https://odatv.com/kedicikler-erdogan-arsivini-acti-3001181200.html)

 

Görüldüğü gibi Sayın Adnan Oktar tıpkı Sayın Erbakan gibi devletine ve milletine hizmet eden, kendisini bu ülküye adadığına inandığı Sayın Erdoğan’ın da Refah Partisi döneminden beri yanında yer almış, şahsını tüm gücüyle desteklemiştir.

1.1.1.4. SAYIN ADNAN OKTAR’IN ARKADAŞLARININ REFAH PARTİSİ’NE VERDİĞİ DESTEK İLE İLGİLİ BASINDA ÇIKAN HABERLERDEN BİR KISMI

Sayın Adnan Oktar’ın arkadaş grubunun Refah Partisi’ne modern görüntüleriyle vermiş olduğu destek günlerce gazetelerin manşetlerine taşınmış, kamuoyunda geniş yer bulmuştur.

Bu haberlerden bazıları şu şekildedir:

Milliyet, 12.12.1993:

Milliyet, 23.01.1994:

REFAH Partisi’nin değişen vitrininde yer alan, Islami koşullara uygun örtünen “1990 Miss Globe” Türkiye Güzeli, eski manken Gülay Pınarbaşı, ilk kez Milliyet’e konuştu.”

(http://gazetearsivi.milliyet.com.tr/GununYayinlari/HDhOMVMHxKM_x2B_uyPHPphgMA_x3D__x3D_)

 

Milliyet, 27.01.1994:

Sedef Bozok da “Refah”çı oluyor”

Bazı çevreler, sosyete ünlüsünün de yakında örtüneceğini iddia ediyor. Sedef Bozok da “Refah”çı oluyor.”

(http://gazetearsivi.milliyet.com.tr/GununYayinlari/1wTgzOUjweY0GB8m5Z7oew_x3D__x3D_)

Milliyet, 31.01.1994:

Adnan Hoca’dan RP’ye manken ordusu”

Adnan Hoca’dan RP’ye manken ordusu Tunca BENGİN RP’ye katılan, ardından da örtünen manken Gülay Pınarbaşı’ndan sonra İslami yaşam tarzını benimseyen pek çok ünlü erkek manken RP’yi destekleyeceğini açıkladı.”

(http://gazetearsivi.milliyet.com.tr/GununYayinlari/MeE22vA1PBJCZydsqmhi4Q_x3D__x3D)

 

Milliyet, 14.02.1994:

Akıncıoğlu RP’yi istiyor”

Manken ve sinema oyuncusu Serap Akıncıoğlu, RP’nin savunduğu fikirlerin kendisine “sıcak” geldiğini belirterek, “Partiye girmem için teklif gelirse kabul ederim” dedi.”

(http://gazetearsivi.milliyet.com.tr/GununYayinlari/1ftzQ3TyvE0WUcsXqLlfSw_x3D__x3D_)

Sayın Adnan Oktar’ın arkadaşlarından olan ve çok iyi bir oyunculuk geçmişine sahip Serap Akıncıoğlu Hanımefendi’nin de Refah Partisi ile adının anılması çok önemlidir. İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nda iki yıl eğitim alan Serap Akıncıoğlu Türkiye Yüz Güzeli Yarışması’nda birinci seçilmiş ve ardından İz Peşinde, Tetikçi Kemal, Danimarkalı Gelin, Güneş Yeniden Doğar gibi film ve TV dizilerinde oynamıştır. Danimarkalı Gelin filmiyle 1993 yılında Birleşik Sanatçılar Derneği’nin “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü kazanmıştır.

Görüldüğü üzere o dönemin en ünlü oyuncuları ve mankenleri Sayın Adnan Oktar’ın vesilesiyle Refah Partisi ile yakınlaşıp katılmışlar ve Türkiye çapında Sayın Erbakan’ın ve Sayın Erdoğan’ın partisinin çok modern bir hale geldiğini, modernliğin, laikliğin teminatı olduklarını tüm milletimize göstermişlerdir.

Milliyet, 13.01.2001:

Adnan Hocacı Erbakan”

Adnan Oktar’ın ‘Harun Yahya’ takma adıyla yazdığı kitaplar Erbakan’a yaradı. Hoca umre dönüşü katıldığı iftar ve sohbetlerde bu kitaplardan alıntı yapıyor.”

 

1.1.1.5. SAYIN ADNAN OKTAR’IN ARKADAŞLARINDAN SAYIN GÜLAY PINARBAŞI’NIN REFAH PARTİSİ’NE KATILMASIYLA İLGİLİ VERDİĞİ RÖPORTAJLARDAN BAZILARI

Sivil Haber, 20 Eylül 2013:

MUHABİR: “1994 Şubat’ında RP’ye katıldınız. Siz kendi isteğinizle mi katıldınız, yoksa partiden size bir teklif mi geldi, biraz anlatır mısınız?

GÜLAY PINARBAŞI: “Refah Partisinden bana teklif geldi ve böylece 1993 yılında Refah Partisi’ne katıldım. Partiye katılmaktaki asıl amacım, hem dünyada hem de ülkemizde mezhep ve görüş ayrılıklarından dolayı, dağınık olan Müslümanların birlik olmasını sağmak için bir şeyler yapmaktı. Biliyorsunuz birlik olmak, her Müslüman için sadece sosyal bir gereklilik değil farz vazifesidir.

Çok değerli Rahmetli Sayın Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızda İttihad-ı İslam’ı hiç durmadan savunuyordu. Ben de Müslümanları birleştirecek faaliyetlere katkıda bulunmak, bu içerikte mesajlar vermek istiyordum.

Refah Kongresi’nde bir konuşma yapmıştım, konuşmamın sonunda Ali İmran Suresi’nden: “Allah’ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın, dağılıp ayrılmayın” ayetini söylediğimde yer yerinden oynamış, salonda müthiş bir coşku oluşmuştu. Bu beni çok şevklendirmişti.

(http://www.sivilhaber.com/roportaj/gulay-pinarbasi-ile-dunden-bugune-h10546.html)

 

A9 TV, 24 Kasım 2011:

ADNAN OKTAR: “Gülay hocam, maşAAllah Erbakan Hocam seni çok severdi, rahmetli.”

GÜLAY PINARBAŞI: “Evet, maşaAllah.”

ADNAN OKTAR: “Sen bizzat tanışmış, görüşmüştün değil mi Erbakan Hocamla?”

GÜLAY PINARBAŞI: “Evet Hocam. Kongrede karşılaşmıştık, o zaman tanışmıştık. Tabii o zaman çok fazla konuşma imkanımız olmadı, ayaküstü bir sohbetimiz oldu. Daha sonra kendisi beni büyük kızının, Zeynep Hanım’ın düğününe, Sheraton’daki düğününe davet etmişti, orda bir görüşmemiz oldu. Bizimle çok ilgilendi, Allah razı olsun. Sizden övgüyle bahsetti, çok selamlarını sevgilerini söylemişti. Bir iki kez yine görüşmemiz olmuştu, kısa görüşmeler. Kendisi çok değerli bir insan, maşaAllah.”

ADNAN OKTAR: “Canımız Hocamız o, canımız, canımız. Senin Saadet’e girdiğin yıl Hocamız Başbakan oldu maşaAllah. Bereketinle inşaAllah, Allah vesile etti. Sen çok güzel kongrede bir konuşma yapmıştın, ayet söylemiştin, değil mi?”

GÜLAY PINARBAŞI: “Evet. Kısa bir konuşma yapıp sonucunda ayet söylemiştim. Bayağı bir alkış, kıyamet oldu.”

ADNAN OKTAR: “MaşaAllah.”

GÜLAY PINARBAŞI: Çok destek ve teşvik gördüm. Çok hoşuma gitmişti o zaman maşaAllah.”

ADNAN OKTAR: “MaşaAllah, helal olsun.”

GÜLAY PINARBAŞI: “Elhamdülillah.”

ADNAN OKTAR: “Erbakan Hocamız koç yiğitti, öyle temkinli, korkak, ürkek, titrek değildi. Baktım Fatih de öyle, aferin. Babası gibi o da. Böyle idare-i maslahatçı, korkak, ürkek falan tipler bunlar bir daha iflah olmuyorlar. Pek bir şey çıkmıyor.”

GÜLAY PINARBAŞI: “Sheraton’daki düğünde Sayın Erbakan: “Hocamızın kitaplarını biz de okuyoruz” demişti, maşaAllah. Çok tevazulu, çok saygılı.”

ADNAN OKTAR: “Erbakan Hocam benim kitaplarımı ömrü boyunca hep teşvik etti. “Harun Yahya Kitapları okuyun”, “Harun Yahya Kitapları okuyun”. Nereye gitse “Harun Yahya Kitapları okuyun” derdi. Herkes bilir.”

KONUK: “Son çıktığı canlı yayında yine elinde sizin kitabınız vardı.”

ADNAN OKTAR: “Evet, maşaAllah. Dünya tatlısıydı Erbakan Hocamız.”

(https://www.youtube.com/watch?v=00uWJOHRY2Y)

 

 

1.1.1.6 SAYIN ADNAN OKTAR’IN SAYIN ERBAKAN’A DESTEĞİ İLE İLGİLİ YAPTIĞI AÇIKLAMALARDAN BAZILARI

Sayın Adnan Oktar, Sayın Erbakan’a ve Refah Partisi’ne kazandırmış olduğu modern vizyon ve modern görünümün hem Sayın Erbakan’ı hem daha sonra Sayın Erdoğan’ı başarıya götürdüğünü şu şekilde açıklamıştır:

Adnan Oktar, 24 Aralık 2014, A9 TV:

Mesela Tayyip Hoca ne yapıyor? Gidiyor bir bir konuşuyor, görüşüyor. Yani “Ey cemaatler; hadi gelin bize destek olun.” Çekingen davranırsan kimse yanaşmaz. Ama bir tek Allah’tan korktuğunu gösterir de gider mesela Süleymancılar’ın liderleriyle görüşürsün. Onlar istemese dahi gidersin. Nurcular’ın liderleriyle gider görüşürsün. Gider Nakşibendiler’le görüşürsün, Kadiriler’le görüşürsün. Kıyıda köşede bütün Müslüman cemaatlerle görüşürsün. Candan bir muhabbet gösterirsin, o zaman olur. Misafir sana gelmez, sen misafirin yanına gideceksin. O şekilde olursa olur. Yoksa Süleymancı’ya ayrı bir bakış açısı, Nurcu’ya ayrı bir bakış açısı. Şuna ayrı bakış açısı gibi düşünebilirler.

Büyük Birlik Partisi herkesin sevdiği bir partidir. Türkiye’de Büyük Birlik Partisi’ni sağcı olup da sevmeyen yoktur. Ama küçük bir parti olarak görüldüğü için oylar bölünmesin diye kimse desteklemez. Ama parti cesur yani parti derken Hoca’yı söylüyorum ve partinin ileri gelenlerinden birçok kişi atak, cesur tavrını göstermesi lazım.

Erbakan Hocam öyleydi. Cemaatlerle iç içe olurdu, hiç çekinmezdi. Hatta başbakanlıkta tarikatları topladı, yemek yedirmişti. Partinin kapatılmasına gerekçe gösterildi ama hiç umurunda değildi onun. Açık açık savunurdu. Mesela Atatürk’ü kendi partisinin içerisinde birçok kişi belki sevmez, karşıdır. Ama o gürül gürül bir kongrenin tamamını Atatürk’e ayırmıştı.

Bizim çok etkimizde kalmıştı o zaman Erbakan Hoca. Kılık kıyafetten tut, zihniyetten çık. Sonra AKP içerisinde bu bizim gösterdiğimiz modern İslami anlayış zihniyeti geniş bir zemin buldu.

Partiden ayrıldılar AK Parti’yi kurdular. Yani buna vesile olan, zemin hazırlayan biziz.

Daha önce Saadet Partisi gelenekçi, ortodoks klasik bir tavır içerisindeydi. O modern bakış açısıyla iktidar olacaklarını anlayınca partide esaslı bir zihniyet değişikliği oldu.

Tayyip Hoca’nın öncülüğünde partiden ayrıldılar. Bizim gösterdiğimiz çizgide bir ruhla ve felsefeyle hareket ettiler. Ve başarılı oldular. Olayın doğrusu bu.

Saadet Partisi’nin iktidar olacağı kimsenin aklının ucundan geçmezdi. Tayyip Hocam da, belediye başkanı olacağı.

Bak bizim çocuklar yanına gitmişlerdi. Yardımcı olmuşlardı.

O modern vizyon, o modern görünüm kamuoyunda çok olumlu etki yaptı. Ve Tayyip Hocam rahatça o zaman belediye başkanı olmuştu.

Saadet partisinin iktidar olmasında Gülay Pınarbaşı ve diğer kardeşlerimiz çok etkin olmuşlardı. Partiye modern bir vizyon, modern bir bakış açısı vererek. Orduda da ve diğer kesimlerde de sempati meydana getirmişti.

Ama sonra 28 Şubatçılar dedi ki; “Saadet Partisi” yani Milli Selamet Partisi, artık çeşitli isimler almıştı. “Gösterdiği vitrine uymadı” dediler. Çünkü gösterdiğimiz çizgiden sonra vazgeçtiler. Gelenekçi ortodoks çizgiye kaydılar. Ondan sonra da hükümeti yıktı ordu. Yıkılmasına vesile oldu. Hatta Genelkurmay Başkanı o zaman açıkladı. “O gösterdikleri modern çizgiye, modern vitrine uymadılar” dediler. Yani “aldatıcı bir görünüm oldu” dediler. Yahut yani “Bir illüzyon gibi oldu” dediler. “O yüzden biz de hükümetin devamını riskli gördük. Zararlı gördük vatan, millet için” gibi bir üslupları vardı. O devirdeki konuşmaları getirebilirim”

Sayın Adnan Oktar, Sayın Erbakan’ın İslam’a çok büyük hizmet etmiş bir dava adamı olduğunu bazı konuşmalarında şu şekilde ifade etmiştir:

Adnan Oktar, 5 Kasım 2017, A9 TV:

İZLEYİCİ SORUSU: “Necmettin Erbakan hakkında ne düşünüyorsunuz?”

ADNAN OKTAR: Necmettin Erbakan son yüz yıllarda gelmiş en mükemmel mücahittir. En mükemmel Müslümanlardandır.

Said Nursi gibi, Necip Fazıl Kısakürek gibi İslam’a çok büyük hizmeti olmuş gerçekten iman eden halis, muvahhit, muttaki, afif, naif mükemmel bir Müslümandı. Veli tıynetleydi, ehl-i tarikti, Nakşibendi’dir.

Beş vakit namazında mümin vasıflarına tam sahip Allah’ın nimet olarak gönderdiği mübarek bir şahsiyetti. Allah gani gani rahmet etsin.”

Adnan Oktar, 24 Şubat 2013, A9 TV:

A9 TV SUNUCUSU: “Hocam, Elif Erbakan Ankara’da bir toplantıda yaptığı konuşmada. Merhum Erbakan Hocamızın siyaseti, vatana hizmeti bir araç olarak gördüğünü, Erbakan Hocamızın son nefesine kadar teşkilat çalışmalarıyla ilgilendiğini anlattı.”

ADNAN OKTAR: “Evet yani siyasi bir çıkar için değil. Dava adamı olarak, bir mürşid olarak görev yaptı Hocamız.”

1.1.2 REFAH PARTİSİ İÇİNDE MODERNLİĞE KARŞI ÇIKIŞ VE ARDINDAN 28 ŞUBAT POSTMODERN DARBESİNİN GELİŞİ VE PARTİNİN KAPATILMASI

Sayın Adnan Oktar’ın, Sayın Erbakan’a ve Sayın Tayyip Erdoğan’a önerdiği ve bu sayede Refah Partisi’ni hem yerel hem de genel seçimlerde muazzam bir şekilde başarıya taşıyan modern çizgiye karşı zamanla parti içinde olumsuz bir reaksiyon gelişmiştir.

Refah Partisi içinde zamanla yenilikçiliğe karşı oluşan muhalefet ve modern görüntü karşıtlığı ile Refah Partisi içinde fikir ayrılıkları baş göstermiştir.

Diğer taraftan, Refah Partisi’nin modern ve yenilikçi çizgisini görerek oy veren modern kesimler de desteklerini kesmeye başlamışlardır.

Sayın Adnan Oktar’ın önerdiği modern, ilerici anlayışa parti içinde başlayan karşı çıkışın ardından Refah Partisi hakkında iktidardayken sözde bir irtica tehlikesi öne sürülmeye başlanmıştır. Refah Partisi’nin modern çizgiden gelenekçi ortodoks çizgiye yeniden dönmesi bahane edilmiş ve ardından 28 Şubat 1997 postmodern darbesi meydana gelmiştir. Bu darbenin ardından 18 Haziran’da Sayın Necmettin Erbakan Başbakanlık görevinden istifa etmek zorunda kalmıştır.

Süreç bununla da sona ermemiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, iktidarda iken Refah Partisi (RP) hakkında, güya “Lâik Cumhuriyet ilkesine aykırı eylemleri” gerekçesiyle kapatma davası açmıştır.

8 ay süren dava sonunda Refah Partisi, 16 Ocak 1998’de Anayasa Mahkemesi tarafından; parti görevlilerinin laiklik karşıtı eylemleri, devletin kurucusuna karşı suçlamaları ve başörtüsü ile ilgili siyaseti gibi bazı nedenler öne sürülerek kapatılmıştır. Dava devam ederken Necmettin Erbakan başkanlığındaki Refah Partisi, 28 Şubat süreci içerisinde iktidardan uzaklaştırılmıştır.

Sayın Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde partiden ayrılan bir grup ise Sn. Adnan Oktar’ın gösterdiği çizgide bir ruhla ve felsefeyle hareket etmişler ve başarılı olmuşlardır.

1.1.3 SAYIN ADNAN OKTAR’IN MODERN SAĞ PARTİ KURULMASI GÖRÜŞÜNÜ SAYIN ERDOĞAN HAYATA GEÇİRMİŞTİR

Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Refah Partisi’nden ayrıldıktan sonra Sayın Adnan Oktar’ın yıllarca savunduğu modern sağ parti temelinde olan AK Parti’yi kurmuştur.

Bu karar fevkalade doğru olmuştur. Çünkü milletimiz, modern bir sağ partinin bir yandan manevi değerleri korurken aynı zamanda yenilikçi ve milli bir çizgide ülkeyi kalkındırıp geliştirmesinin özlemi içerisindedir.

Halkımız, 2002’den itibaren modern sağın tek merkezi haline gelen AK Parti’ye o günden bugüne değin kesintisiz bir şekilde milli ve manevi değerleri koruyarak iktidar olma ve ülkeyi yönetme görevini işte bu yüzden vermektedir.